Başlığa bakıp da krizin getirisi mi olurmuş demeyin. Krizin ülkemiz ekonomisi açısından getirileri de oldu. Nasıl ki kriz öncesinde ülke ekonomisi hızla büyürken, sermaye piyasala-rımız yükselirken herşey güllük gülistanlık de-ğil idiyse şimdi de ekonomi daralırken, işsizlik artarken gelişmekte olan ve gelecek vaaden bir ülke olan Türkiye özelinde sevinecek birşeyler bulabiliriz. Lisans eğitimimiz sırasında derslerine katıldığımız, o zamanlar Boğaziçi Üniversitesinde ders veren değerli hocamız Deniz Gökçe’nin bir deyişi aklımdan hiç git-mez. “Ekonomi içi su dolu bir balon gibidir” derdi Deniz Hocamız. “Bir tarafını sıkarsınız diğer tarafı şişer, diğer tarafını sıkarsınız başka tarafı şişer. Onun için iki tarafı da fazla sıkmadan dengede tutmanız gerek.” Bu yazımızda bunu tekrar zikretmenin, ekonomide aynı anda herşeyin iyi olamayacağını, ekonominin sadece dengelerden ibaret bir olgu olduğunu hatırlamamız açısından yararlı olacağını düşünüyoruz.

PEKİ NEDİR BU KAZANIMLAR?
ASLINDA ekonomi başlıklarını, köşelerini bi-raz takip eden, eğitim hayatında ucundan kıyı-sından birazcık makro iktisat okumuş herkes, kriz öncesinde ekonomi iyi giderken eleştirilen yönleri hatırlayacaktır. İşte o zamanlar övülen parametreler şimdi yerilmeye, kriz öncesi yerilenler de kriz sonrası kazanım olarak gözük-meye başladı. Bunlardan ilki hiç şüphesiz Dış Ticaret Açığı. Dış ticaret açığımız geçen seneye kıyasla muazzam ölçüde daraldı. Ticaret açığı-mızdaki bu düşüş ithalatımızın ihracatımıza kıyasla gerek rakamsal, gerek de oransal olarak daha hızlı düşmesi neticesinde gerçekleşti. İthalat ve ihracatımızdaki düşüş elbette arzu edilir bir durum değildir, gönül isterdi ki ih-racatımız da ithalatımız da artsın ama ihraca-tımızdaki artış daha fazla olsun ve bu sayede düşürelim Dış Ticaret Açığını; ama dedik ya herşey birlikte olmuyor. Aşağıdaki tabloda geçen sene ve bu senenin ilk altı ayına ait dış ticaret açığı ve enflasyon rakamlarınını göster-meye çalıştık. Dış ticaret verileri her ne kadar revize edilecek de olsa dış ticaret açığımızın dolar bazında nasıl da daraldığını açık bir şekilde özetliyor bize tablomuz. Geçen sene Haziranda 7.7 milyar dolarlık dış ticaret açığı verirken bu sene Haziran ayında bu rakam 4.1 milyar dolar düzeyinde gerçekleşmiş. Bu da hiç şüphesiz cari işlemler açığımızı daraltıp, ya-bancı sermaye girişinin azaldığı bu kriz dönem-lerinde ödemeler dengesinde elimizi biraz daha olsun rahatlatacaktır.
Sevinebileceğimiz başka bir gelişme de enflas-yonda yaşanan düşüştür. Enflasyonun ne oldu-ğunu hatırlayalım: Fiyatlar genel düzeyinde ya-şanan sürekli artışa enflasyon denir. Zaten eko-nomideki talep seviyesiyle oldukça yakından ilgili olan fiyatlar genel düzeyi, ekonomik aktivite artarken talep fazlası oluşacağından yukarı hareket eder. Ekonominin ısınması ola-rak da tabir edilen bu kavram, bazı ekono-mistleri resesyondan bile daha fazla korkutur. Çünkü onlara göre fiyat istikrarı bir ekonominin uzun vadede yararına olan yegane parametredir. Eğer fiyat istikrarı varsa, ülke daha stabil olacak, ekonomide herkes önünü daha rahat göreceğinden faiz oranları da düşük seyredecek ve bu sayede uzun vadeli ve sağlam yatırımlar artacak nihayetinde de büyüme ve istihdam sorunu çözülecektir. Tabloda da görebileceğiniz gibi enflasyon oranı 2008 Mayıs’ında yüzde 10.74 iken bu oran 2009 Mayıs ayında yüzde 5.24′e kadar düşüyor.
Enflasyon beklentilerinde yaşanan bu düşüşle birlikte de diğer bir sevindirici gelişme olan faizlerdeki gerilemeyi izliyoruz.
Ülkelerin risk düzeylerini göstermesi açısından önemli olan faiz oranlarının düşmesi kredileri ucuzlatıp yatırım ve tüketimin önünü açacaktır. Tabi bu bankalarımızın da kredi faizlerini hazine faizlerine paralel indirmesi varsayımıyla gerçekleşecektir.

Nitekim Perşembe günü ikincil piyasada gösterge kağıdın bileşik faizinin 10.30′lara kadar gerilediğini gördük. Bu rakamlar tarihi düşük seviyeler.
Tabi bunda politika faizlerinin uzun bir dönem daha tek haneli kalacağı niyetini ifade eden Merkez Bankası başkanı Durmuş Yılmaz’ın payı da yadsınmamalı. Sonuç olarak ekonomik kriz ülkemizi, istihdam, milli gelir, bütçe dengesi, ihracat açısından sarsarken; enflasyon, dış ticaret dengesi ve faiz açısından biraz da olsa rahatlatmıştır.
Krizden çıkış sürecinde uygulanacak yerinde politikalarla, bu kazanımların daha yüksek büyüme rakamlarıyla, daha geniş istihdamla devam etmesi Türkiye ekonomisi açısından çok güzel olacaktır.